Ana Sayfa | İletişim
  

02.08.2011

"MAKAMLAR, KİŞİLER VE GELENEKLER MUTLAKA KORUNMALIDIR."

Değerli Dava Arkadaşlarım;

Malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapmış ve resmi sitemizde yayınlamıştım. Yaptığım açıklamalar internet alanında faaliyet gösteren bazı haber siteleri tarafından kullanılmış, niyet ve muhteva ile alakası olmayan çeşitli başlıklarla kamuoyu ile de paylaşılmıştır.

Açıklamalarımızı yayınlamaya değer bulan ve iyi niyetle sayfalarında yer veren arkadaşlarımıza teşekkürü nasıl borç olarak telakki ediyorsam, konuyu maksadından uzaklaştırıp altına hakaret içeren yorumlar yapılmasına çanak tutan sözde dostlarıma da teessüflerimi bildiriyorum.

Evvela bilinmesini isterim ki; amacım, kısır tartışmalardan beslenmeye yeltenmek değildir. Bunu sadece istememekle kalmayıp ve aynı zamanda, bu yola sapanlara da tavsiye etmem. Zira, Türkiye çok zor günler geçirmekte ve sonu belli olmayan karanlık bir tünelin içinde hızla uçuruma doğru sürüklenmektedir.

Bütün bir ömrü Türkiye’nin birliği ve bütünlüğünü muhafaza edebilmek için, sadece kendinden verip, hiç almayarak feragatını, tuzakları doğru okuma kabiliyetiyle de ferasetini dünyaya ispat etmiş bir camianın mensuplarına “kümes yanarken darı peşinden koşmak” asla yakışmaz.

Hayatım boyunca Milliyetçi-Ülkücü Hareketin meşru hiyerarşisine tabi oldum. Bu tavrım münasebetiyle eleştirilsem de bundan asla vazgeçecek ya da taviz verecek değilim. Ülkücülüğün farklı, bağımsız ve başka kapılarda istikbal arayan türlerinden çok fazla anlamam. Sadece anlamamakla kalmayıp, elektronik şifre duvarının arkasına saklanarak irin kusan bu zevatla dünya-ahiret anlaşamam da…

Ayrıca şahısları tartışılır kılarak, alınmış kararları ve yaşanan gelişmeleri tartışma masasının dışına taşıma görevini profesyonelce ifa eden bu kesimin neye hizmet ettiğinin de ziyadesiyle farkında olduğumun bilinmesini isterim.

Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu beka problemin aşılması noktasında durumdan vazife çıkarıp, vaziyet alarak Milliyetçi Hareket Partisi saflarına katılan ve çeşitli sıfatlar üstlenerek partimize güç katan deneyimli siyasetçilerin varlıkların da asla muzdarip değilim. Bilakis, Milliyetçi-Muhafazakar tabanın tamamının teveccühüne mazhar olabilme imkanı mevcut iken, bunu hangi saiklerle gerçekleştiremediğimizi sorgularım. Herkese açık olan gönüllerimizin dedikodu, fitne, fesat, yalan ve iftira yüzünden birbirimize kapanmasından duyduğum rahatsızlığı dile getiririm her fırsatta. Kolay kaybettiklerimizin, başkaları tarafından aynı kolaylıkla kazanılmasını da sindiremem içime…

Herkes iyi bilmelidir ki; siyaset, hemen her siyasinin beklentilerine cevap bulabileceği bir alan değildir. Günün değişen şartlarına bakarak bazı şeylerin eksik ve yetersiz olduğu gerçeğiyle karşılaşmak kaçınılmazdır. Önemli olan doğrusu fazla, yanlışı az bir yolculuğu birlikte sürdürmeye muvaffak olabilmektir. Ancak yanlışlar doğruları aşmış ya da yaklaşmışsa; işte o zaman, olması gerekenle olanlar arasında bir durum değerlendirmesi yapmak mecburiyet halini alır. Kim bilir, belki de yapamadığımız budur?

Geleceğimizle ilgili bir tartışma yaşanacaksa bunun bütüne zarar vermeyecek bir üslup ile gerçekleşmesini sağlamak görevimiz olmalıdır. Makamlar, kişiler ve hepsinden önemlisi gelenekler mutlaka korunmalıdır. Olup bitenler doğru anlaşılmalı ve anahtar deliğinden bakarak dünyayı gördüğünü zannedenlerin çerçevesini belirlediği sığ söylemlerden uzak durulmalıdır.

Türkiye’nin gündeminde çok önemli meseleler bulunmaktadır. Sadece ülkemizde değil, bölgemizde de önemli gelişmeler yaşanmakta ve siyasi sınırların yeniden çizilmesine vesile olabilecek çeşitli senaryolar düşünceden eyleme geçirilmek istenmektedir. Önümüzdeki süreç Milliyetçi Hareketçilerin en önemli siyasi aktör olmasını zaruri kılmaktadır. Tarihin yüklediği sorumluluğu kaldıracak güce ve kudrete sahip olduğumuzdan da hiç kimse kuşku duymamalıdır. “ÜLKÜ’ye GÜVEN, ÜLKÜCÜ’ye GÜVEN” derken kastettiğimiz budur.

Sevgi ve saygılarımla...

     
Seçim Müziği 1 (Rap Versiyonu)
Tüm Hakları Saklıdır. © 2011 Milliyetçi Hareket Partisi