Kısır tartışmaların merkezinde
bulunmaktan hoşlanmadığım gibi, muğlâk
ifadelerle bezenmiş ve muhatabı belli
olmayan laflardan da nefret ederim.
Zira bilirim ki; kime söylendiği belli
olmayan kelamlar, herkese söylenmiş gibi
görünsün diye dökülmüştür erbabının
kaleminden.
Yazana göre tevili kabil kılmaktır amaç.
“Kastettiğim sen değildin”
dedi mi, çıkıp gider işin içinden.
Bu üslup bana, her zaman kolayına kaçmak
gibi gelmiştir.
Oysa ifadeyi sertleştirmek için,
karakteri gevşetmeye hiç gerek yoktur.
Beyana, mana; ifadeye, ahlak
kazandırmanın onca yolu dururken,
herkesi töhmet altında bırakacak
zorlamalara mı itibar edeceğiz?
Doğruyu kabul eden nezaketin yanında,
yanlışı teşhir eden cesareti de
sergilemek bizim için çok mu zordur ki;
korkaklık, kaypaklık ve faydacılık
isnadının altında ezilmeye razı olalım.
*****
Siyasette “basiret kriteri”
diye bir şey vardır.
“Mevzuda ve muhtevada isabet”
diye de geçer.
Kaş yaparken göz çıkarmak değildir
muradımız.
Zihindeki anlamı, kelimelere aktarmak
için gerekli olan cesaret ve irade hiç
şüphesiz hepimizde mevcuttur.
Ama asıl amaç, mevzu ile muhtevayı
çatıştırmaktan uzak durmayı
becerebilmektir.
Aksi halde atılacak her yanlış adımın ve
söylenecek her yanlış sözün,
basiretsizliği de aşarak bozgunculuk
olarak tanımlanabilmesi mümkün hale
gelebilir.
Şimdi hangi vicdan sahibi omuzlarımıza
yüklendiğimiz bu sorumluluğu görmezden
gelerek; bizleri, “rüzgara göre
yelken açmakla” itham etmeye
yeltenecek söyler misiniz?
*****
İsteyen istediği sıfatla anılmakta
serbesttir.
Ben “parti içi muhalif”
filan değilim…
Derdim; parti içinde değil,
ülkede iktidar olmaktır.
Neden iktidar olamadığımızı maddeler
halinde sıraladığımda, nasıl iktidar
olacağımızı da gördüğüm için sesim gür
ve yüksek çıkıyor hepsi o kadar.
Torunlarından mürüvvet görmüş ama hala
tek başına iktidar görememiş Ülkücü-Türk
Milliyetçilerinin bunu herkesten daha
fazla hak ettiğine yürekten inanıyorum.
Fazla bir şey değil yani, hakkımızı
istiyorum aslında.
*****
Nasıl olacak diye merak edenler
araştırmalara baksınlar.
Son üç seçimde oy kullanan seçmenlerin
%37’si en az bir kere MHP’ye oy vermiş.
Hepsini aynı anda MHP’ye oy vermeye
yönlendirecek hamleyi
gerçekleştirdiğimiz de iktidar, hayal
olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşür.
*****
Benim söylediklerime işine gelen anlamı
yüklemeye kalkışmasın hiç kimse.
Söylenmesi gerekeni zamanı gelince, ne
bir eksik ne bir fazla dile getireceğimi
çok önceden ifade etmiştim.
Düşünülüp bir türlü söylenemeyeni de
tabii!
Ben de, bana ait bir söz de yok zaten.
Bu hareketin anonim değerleriyle
yetişmiş herkes gibi “adımız
bir, anımız bir ve acımız bir”.
Allah sözümüzü de bir kılsın inşallah.
Niyazım sadece bu dur…
D.Müsavat Dervişoğlu